İş Ahlakı ve İş Uygulamaları

sf23_sedatmuratProf. Dr. Sedat Murat(*)

Günümüzde toplumların teknolojik ve ekonomik alanda gösterdikleri nicel ve nitel başarıyı, aynı ölçüde sosyal hayatta da gösterebildiklerini söylemek mümkün değildir. Öyle ki, ekonomik göstergeler ve refah düzeyi arttıkça sosyal hayatta, tam aksine ciddi sorunlar alabildiğine artış göstermiştir. Geleneksel aile yerini, hem mekânsal hem de manevi anlamda çekirdek aileye bırakmıştır. Diğer yandan, çekirdek aile de dağılma sürecine girmiş ve sözde gelişmiş kabul edilen sanayi toplumlarında boşanmaların ve nikâhsız birlikte yaşamaların artmasıyla “tek ebeveynli aileler” yaygınlaşmaya başlamıştır. Sanayi devrimiyle birlikte çalışma hayatında, daha önce görülmemiş düzeyde olağanüstü sorunlarla karşılaşılmıştır. Bunları; işsizliğin yaygınlaşması, ücretlerin ve dolayısıyla yaşam standartlarının düşmesi, uzun süreli çalışma saatleri, çocukların ve kadınların yoğun bir şekilde çalışma hayatına sokulması ve istismar edilmesi vb. şekillerde sıralamamız ve çoğaltabilmemiz mümkündür.

Sanayi devriminin ortaya çıkardığı sorunlara karşı işçi, işveren, siyasi, askeri ve dini birçok kesimden alabildiğine yoğun tepkiler gelmiş ve ulusal ve uluslar arası düzeyde bazı sosyal politika önlemleri alınmıştır. Çalışma hayatına yönelik alınan sosyal politika önlemleri özellikle II. Dünya Savaşından sonra altın çağlarını yaşamıştır.

Günümüzde ise hem çalışma ve hem de diğer sosyal alanlarda ciddi sorunlar yaşamaya devam etmektedir. Bu sorunlar devam ederken, değişmeyen tek şey, küreselleşmenin de etkisi ve yardımıyla kapitalist anlayışın tüm dünyayı istila etme anlayışıydı.

Çalışma hayatındaki sorunlara çözümler aranırken, kapitalist zihniyet de bir taraftan verimliliği ve kârını nasıl artırabileceği arayışında idi. Bu düşünce doğrultusunda birçok görüş ve düşünce ekolleri ortaya çıkmış ve çalışma hayatında insan davranışlarını ve işe yönelik tutumlarını incelemeye başlamışlardır. Bu ekoller çalışanların öncelikle maddi yönlerini göz önünde bulundurarak bu yönde önlemler almışlardır. Ücretleri artırmışlar, teşvikli ücret sistemlerini geliştirmişler, kâra ve yönetime katılma gibi önlemler üzerinde durmuşlardır. Zamanla insanın sosyo–psikolojik özelliklerini dikkate almışlar ve çalışanları kurumlarına daha fazla bağlayabilmek ve daha çok verim elde edebilmek için kurum kültürünü geliştirmişler ve nihayet 1950’li yıllardan sonra artan ahlaksızlıklar ve suiistimaller sonucunda da “iş ahlakı” üzerinde durma ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Burada özellikle vurgulanması gereken nokta, çalışanlara yönelik tüm bu araştırmaların ve incelemelerin odak noktasını verimliliğin dolayısıyla kârın daha fazla artırılması düşüncesidir. Yani, tüm bu düşünce ekollerinde insan bir amaç olarak değil, daha çok bir araç olarak kullanılmıştır.

Hâlbuki sanayi öncesi geleneksel toplumlarda insana daha çok bir amaç gözüyle bakılmıştır. Bu hususu hem batı toplumlarındaki loncalarda ve hem de özellikle Osmanlı da Ahilik sisteminde açık bir şekilde görebilmek mümkündür. Bu geleneksel kuruluşlar hem iyi bir kurum kültürü ve hem de gerçek anlamda iyi bir iş ahlakı sistemi oluşturmuşlar, sosyal adaleti ve dolayısıyla sosyal ve çalışma barışını birlikte gerçekleştirmişlerdir.

Günümüzde  iş ahlakıyla ilgili çalışmalar yapılır ve bu doğrultuda bazı kural ve ilkeler oluşturulurken, iş ahlakının toplumsal genel ahlaktan bağımsız olamayacağı ve iş ahlakıyla ilgili bu kural ve ilkelerin sadece yazılı birer metin halinde sergilenmesinden çok bunların toplum ve çalışanlarla çalıştıranlar yani işçi ve işverenler tarafından içselleştirilmesi yani gönüllere indirilmesi unutulmamalıdır.

Ahlak, İş Ahlakı ve Etik Kavramları

Ahlak, insanlar arası ilişkilerde “iyi” ve “kötü” biçiminde nitelenen davranış ve eylemlerdir, bir yönüyle yaşanan bir şeydir ve en genelde toplumlar ve insanlar için “Doğru Nedir?”e cevap arar. Doğru nedir? Yanlış nedir? Bu sorular temel sorulardır. Asırlardır sorulmaktadır. İyi insan olmanın özelliklerinin ve bireyin uygun davranışlarını belirleyen kuralların oluşturulması ahlak konusunun özüdür. Ahlak, bir bilinç meselesidir, iç ve dış ahlak olarak bir bütündür. İçerdeki temiz duygular, dış davranışlarla bütünleşirse daha anlamlı olur. İçimizdeki dünyanın güzelliği, dışımızda, diğer insanlarla paylaştığımız dünyayı yaşanabilir hale getirebilmek için büyük bir imkân sunabilir.

Ahlakın temelinde din, kültürel yapı, çevre, toplumsal yapı ya da gelenekler belirleyici olmakla birlikte, salt belirleyici değillerdir. Bu noktadan hareket edildiğinde ahlak değişkendir ancak kendisini oluşturan faktörlerden de bağımsız değillerdir. Bu durumda iş ahlakını tartışırken, işyerindeki ahlaki değerlerimizi, geleneksel ahlak anlayışımızı devraldığımız faktörleri dikkate almak, diğer taraftan da dünyadaki her boyutlu gelişimle bunu harmanize etmek durumundayız. Son yıllarda sürekli olarak değişimden bahsediyoruz, fakat kendimizi, çevremizi, iş anlayışımızı, dünyaya bakışımızı ve davranışlarımızı değiştirmeye gelince o denli hassas davranmıyoruz. Sadece geçmişe dayanan bir ahlak anlayışı yeni açılımları engelleyeceği gibi sadece günlük değerlerle kodlanmış bir ahlak anlayışı da temelsiz olacak ve ilkesizliği, yani kendi deyimiyle ahlaksızlığı getirecektir.

sf22_sedatmurat

“İş Ahlakı” da, ahlak normu ve kurallarının iş hayatında işletmelerde, kuruluşlarda uygulanması ile ilgilidir. İngilizce kullanımında “Ethics in the Work Place” (İş Yerinde Ahlak) ya da “Business Ethics” (İş Ahlakı) olarak bilinen bu konu, önceleri “şirketlerin sosyal sorumluluğu” başlığı altında özellikle ABD’de 1960′lar ve 1970′lerde gündeme gelmiş,  1980′lerde de gerek ABD gerekse de diğer pek çok ülkede “iş ahlakı-iş etiği” olarak yoğunluk kazanmıştır.

İş ahlakı terimi, çalışma ve meslek ahlakını da içermektedir. Çalışma ahlakı denildiğinde bir toplumda işe ve çalışmaya karşı takınılan tutum ve davranışlar anlaşılmaktadır. Bir toplumun işe yönelik tutumu bir başka toplumda farklılıklar gösterebildiği gibi, aynı toplumun farklı katmanları arasında da farklı yaklaşımlar olabilmektedir. Bazı toplumlar ya da toplumsal kesimler işe yönelik olumlu tutumlar oluştururken, bazı toplumlar ise işten daha çok dinlenme ve eğlenceyi ön planda tutabilmektedirler. Genel olarak Hıristiyanlıkta çalışma ve ticaret pek hoş karşılanmazken, Protestan mezhebinde ise çalışma bir ibadet olarak kabul edilmiştir. Aynı şekilde İslam dini de çalışmaya alabildiğine önem vermesine rağmen, İslam’ın birçok değerinde olduğu gibi ahlaki değerlerinin tartışılmasının önü açılmak istenmemekte ve hatta engellenmeye çalışılmaktadır.

Yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık, kayırmacılık, çetecilik, kapkaççılık vb. konularla her gün yüz yüze kalan ülkemizde iş ahlakının önemi daha çok artmaktadır.

İş ahlakının amacı, sadece felsefi analizler yapmak demek değildir. Ekonomik faaliyetlerin toplum için hayati önemde olması iktisadi hayatta ahlaki sorunların önemini daha da artırmaktadır.

İş ahlakı, iş dünyasındaki mal ve hizmet üretim ve tüketim sürecindeki doğrular ve yanlışları ifade eder. Neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusu ahlaki bir konudur. İş dünyasında doğru davranışlar ve eylemler olacağı gibi, yanlış davranışlar ve eylemler de bulunmaktadır. Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere iş ahlakı, iş dünyasındaki doğru ve yanlışları ifade eder.

İş ahlakı genellikle özel teşebbüslerin mal ve hizmet üretiminde ve satışında ahlaki davranmalarının önemi üzerinde durmaktadır. İş ahlakı aynı zamanda “şirket ahlakı”, “firma ahlakı” “işletme ahlakı”, “ticaret ahlakı” ve saire adlar ile de tanımlanmaktadır. Şüphesiz, “esnaf ahlakı”, “üretici ahlakı”, “işveren ahlakı” ve benzeri tanımlamaları da iş ahlakı içerisinde değerlendirmek mümkündür.

Etik ise, bunlar üzerindeki düşünceler ve ilkelerdir.  Son zamanlarda etik, siyaset, yönetim, iş ve meslek hayatında uyulması gereken kurallar ve ilkeler bütünü biçiminde daha yoğun olarak kullanılmakta ve ele alınmaktadır. Etik sözcüğü Latince kökenli olup, ahlak bilimi anlamına gelmektedir.

Son yıllarda ahlak ve iş ahlakı yerine etik ve iş etiği kavramaları kullanılmaktadır. Bu kullanım yanlış olmamakla birlikte, kavram kargaşası oluşturmakta ve bir takım işlevsel sorunlara yol açmaktadır. Ahlak kelimesi hem cari ahlak kuralları hem de ahlak felsefesi anlamında dilimize yerleşmiş bir kavramken, etik teriminin kullanılması, özellikle iş ahlakı alanında halkımızın önemli bir kesiminde herhangi bir çağrışım oluşturmayacaktır. Örneğin, batılı bir toplumda etik değerlerden yoksun bir işletme denince, iş ahlakına uygun hareket etmeyen bir işletme anlaşılır ve ona göre bir toplumsal tepki gelişir. Türkçede iş ahlakı yerine, “etik”, “iş etiği uygulamaları” gibi kavramlar kullanıldığında toplumun geniş kesimleri tarafından ne kastedildiği anlaşılmayacaktır ve arzu edilen sosyal yarar da sağlanamayacaktır. Bundan dolayı bu kavram kullanılırken hassas davranmak ve toplumsal algıyı dikkate almamız gerekmektedir.

Günümüzde şirketler sadece sonuçlarla değil, bu sonuçların nasıl elde edildiği konusuyla da ilgilenmek zorundalar. Bazı şirketler belirli sonuçları elde etmek amacı ile yasa dışı veya haksız yollara başvurmaktan kaçınmazken, bazıları şirket çalışanlarının uyması gereken iş ahlakı ilkelerini tanımlamakta ve bu ilkeleri uygulamaktadır.

İş Ahlakının Önem Kazanmasının Nedenleri

Yukarıda da belirtildiği gibi, 1960’lı yıllardan sonra ABD’nde özellikle iş hayatında meydana gelen gelişmeler iş ahlakına olan önemi artırmıştır.

İş ahlakına olan ilginin sadece ABD ile sınırlı kalmayıp bizim gibi ülkeleri neden ilgilendirebileceği, bu ülkenin şartlarının kendine özgü olduğu, genelleme yapmanın mümkün olup olmadığı ve bu arada işe yarayıp yaramayacağı gibi sorular sorulabilir.

Bu soru ve kuşkular kısmi haklılık taşımakla birlikte, iki husus, ABD örneğini incelemeyi ilginç ve yararlı kılmaktadır.

Birincisi, ABD uluslararası platformda faaliyet gösterebilen çok sayıda büyük, hatta dev şirketlerin bulunduğu bir sosyo-politik ve ekonomik bir sistemdir. Bu bakımdan iş hayatından çok çeşitli ve ilginç örnekler bulmak mümkün olmaktadır.

İkinci husus ise, ABD’deki gelişmeler küreselleşmenin de etkisiyle gittikçe artan bir hızda ve yoğunlukta diğer ülkelere ve de doğal olarak ülkemize yansımaktadır.

İşletmelerin çevreye olan artan sorumlulukları, çevrecilerin etkinliği, yeşiller hareketi, tüketici hakları, koşulsuz müşteri tatmini, iş hayatında kadınların artan rolü, cinsel taciz konularının hassasiyet kazanması gibi konular onlarca örnekten sadece birkaçıdır.

Diğer bir deyişle, ABD’deki iş hayatındaki gelişmeleri bilmekte ve izlemekte yarar vardır. Bugün Türkiye’de iş hayatında gerek özel gerekse kamu kesiminde pek tartışılmayan ya da hassas görünmeyen konular, yakın bir gelecekte gündeme gelebilir, esasında gelmektedir ve gelmeye de devam edecektir.

Kuruluşlar, işletmeler artık bilânçoları, kârları gibi mali sermayeleri ile değil, itibarına, dürüstlüğüne, temizliğine, duyarlılığına, yardımseverliliğine ilişkin imajları-görüntüleri ile yani sosyal sorumlulukları ve ahlak sermayeleri ile değerlendirilir hale gelmiştir.

Çünkü artık bu hususlarda bir sorun, örneğin yanıltıcı reklâm, çevreye duyarsızlık, çalışanına haksızlık bir anda bir kuruluşu-işletmeyi, kamu-özel fark etmemekte, toplum gözünde sıfıra indirebilmektedir. Kamu kesimi ise, ödenekleri sorun olmakta; özel sektör kuruluşu ise hisse senetlerinin değeri düşmekte, ayrıca her iki kesim için de geçerli olan, kalifiye insangücü ya da beyingücü için istenilen işyeri olmaktan çıkma tehlikesi doğmakta, medyanın hedefi haline gelmektedir. Bu nedenlerden dolayı, artık kuruluşlar-işletmeler herhangi bir başka dış denetime, örneğin devlet müdahalesi, gerek kalmadan hatta sorun başka birileri tarafından gündeme getirilmeden, doğrudan kendileri soruna el atmaktadır.

Ahlak dışı (amoral) iş anlayışının sorgulanmaya ve giderek çökmeye başlamasının nedenleri olarak aşağıdaki faktörleri sayabiliriz:

  • Yolsuzluk, rüşvet ve bunlara bağlı skandalların yazılı ve görsel medyada yer alması, bu yayınlara halkın kayıtsız kalmayarak tepki vermesi.
  • Çevreciler ve tüketiciler gibi sivil kuruluşların yaygınlaşması ve toplumun çeşitli kesimlerinden büyük destek görmesi.
  • Gazetelerde tüketici köşelerinin yaygınlaşması ve geniş okuyucu kitleleri üzerinde etkili olması.
  • Çevre ve topluma katkının insanları etkileyeceğinin ve tercihleri yönlendireceğinin anlaşılması.

İş ahlakı neden gereklidir sorusuna özellikle küreselleşmeyi de dikkate alarak verilecek birçok cevap bulunmaktadır. Bunları aşağıdaki gibi sıralamamız mümkündür:

  • Artan dünya nüfusuna paralel olarak yeterli istihdam imkânlarının oluşturulamaması, işsiz ve yoksul kesimlerin artmasına neden olacak, bu kesimlerin de artan zenginlikten pay alabilmeleri için sosyal ve siyasal şiddete başvurmaları kaçınılmaz olacaktır.
  • Yeni geliştirilen biyolojik ve askeri teknolojiler iş dünyasının kontrolündedir. Şayet bunlar belli bir sorumlulukla ele alınmazsa dünyayı yok edebilecek tehdit ve tehlikeler oluşturabilecektir.
  • Küreselleşme sonucunda ortaya çıkan çok uluslu şirketlerde farklı kültürlerden gelen insanların çalışması yeni ahlakı sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu tür ortamlarda insanlar birbirlerini anlamalı ve birbirlerinin kültürlerine saygı göstermelidirler.
  • Tüm dünyada daha fazla demokrasi ve insan haklarına talep artmaktadır ve etnik köken, dil, din, mezhep ve cinsiyet gibi konularda ayırım yapılmaması arzu edilmektedir.
  • Artan çevre kirliliği, çevre konularına duyarlı bir toplumsal yapıyı ve iş dünyasını zorunlu kılmaktadır.
  • Farklı dinlerin iş dünyasındaki değerleri ve kültürleri nasıl etkilediği önem arzetmektedir.
  • Gelişmekte olan ülkelerdeki yolsuzluklara karşı mücadele verilmesi ihtiyacı sürekli olarak artmaktadır.
  • İşletmeler işe aldıkları işgücünün ahlakı donanımlarını ve ahlaki felsefelerini kontrol edemediklerinden örgütsel değerler sistemi önem kazanmaktadır.

İnsan Kaynaklarında Etik Değerler

İnsan Kaynakları uygulamaları açısından bakıldığında etik ile kesişen pek çok alan bulunmaktadır:

  • Ayrımcılık: Çalışanlar için cinsiyet, din, dil, mezhep gibi kriterler dikkate alınarak farklı uygulamalar yapılması
  • Fırsat Eşitliği: Tüm çalışanlara eşit şans verilmemesi
  • İşe Alma: İşe alımlar sırasında tüm adayların eşit şekilde aynı kriterler ile değerlendirilmemesi
  • Terfi: Yükselmelerde potansiyel sahibi adaylar arasından seçim yapılırken eşit fırsat tanınmaması, terfilerin adil bir şekilde yapılmaması
  • Ücretlendirme: Şirket içinde adil, şirket dışında rekabetçi, yapılan iş ile ücretin uyumlu olduğu bir sistem kurulmaması
  • Firma ve çalışanın mahremiyeti
  • Taciz: Çalışanın diğer çalışanlar, yönetici veya sistem tarafından rahatsız edilmesi
  • Tenkisat: Şirketlerin küçülme sırasında hangi kriterlere göre küçülme yaparak eleman çıkarttığının tanımlanmaması ve adil yapılmaması, işten çıkartılan çalışanlar için herhangi bir yardımcı faaliyet (outplacement gibi) yapılmaması
  • İhbarcılık: Şirket içerisinde oluşturulan şikayet mekanizmasının gizliliğinin sağlanmaması ve sistemin iyileştirilmesi yerine çalışanların aleyhine kullanılması
  • İşyeri güvenliği ve çalışanların sağlığı: Çalışanların sağlığını tehlikeye atacak durum ve koşullarla ilgili önlem alınmaması.

İnsan kaynaklarında etik değerlerin sağlanması ve korunması için bir sistem kurarken ilk adım olarak etik tanımlarının yapılması gerekmektedir. Buna göre şirket içerisindeki risk alanları tanımlanmalı ve değerlendirilmelidir. Özellikle üst düzey yöneticilere sorumluluk verilmesi sistemin sahiplenilmesi açısından önem taşımaktadır. Tanımlanan etik değerler çalışanlarla etkin bir şekilde paylaşılmalı ve çalışanların bu konuda eğitimleri sağlanmalıdır. Sistemin etkinliğini takip etmek amacıyla izleme, denetleme ve raporlama sistemleri kurulmalı, sistem sürekli gündemde tutularak devamlı olarak iyileştirilmelidir.

İş Ahlakının Oluşturulması İçin Çözüm Önerileri

İş ahlakı nasıl oluşturulabilir? Mal ve hizmet üreten işletmelerin, bu işletme sahip ve yöneticilerinin, çalışanlarının ahlaki davranış ve eylemlerde bulunmasını sağlamak için ne yapılmalıdır?

En başta şu hususu belirtmekte yarar bulunmaktadır. İş ahlakı, birey, aile ve toplum ahlakından bağımsız değildir. Her birey bir aile içerisinde yetişir. Aileden terbiye alır. Bunun yanısıra okullarda ahlak konusunda eğitim verilir. Dolayısıyla, bireyin ahlaklı olmasında aile ve eğitim kurumlarının çok önemli yeri vardır.

Buradan hareketle, iş ahlakının oluşturulması için en başta aile içi eğitim ve terbiyenin ve aynı zamanda okullarda verilen eğitimin son derece önemli olduğunu söyleyebiliriz. Peki, eğitim iş ahlakına uygun davranış ve eylemler için yeterli olur mu? Kanaatimizce, burada insanoğlunun tabiatı (fıtratı) konusunu ihmal etmemek gerekir. İnsan, “iyi” yanları olduğu kadar “kötü” yanları da olan bir yaratıktır. Her yönüyle “iyi” olan, yanlış yapmayan bir kimse insan değil, olsa olsa melek olarak adlandırılabilir. İşte bu nedenledir ki, iş ahlakının oluşturulması için eğitim dışında -fakat eğitimin önemini ihmal etmeden- başkaca önlemler de almak gerekir. Bu konuda alınması gereken tedbirleri şu şekilde özetleyebiliriz:

  • İşletmede iş ahlakı konusunda yazılı ahlak kuralları ve kodları oluşturulmalıdır,
  • Organizasyon, iş ahlakı konusunda “ahlak standartları” tespit etmeli ve bu standartlara uygun hareket etmelidir,
  • Lider ve üst yönetimin organizasyon çalışanlarına örnek olacak şekilde ahlaki davranış ve eylemlerde bulunması gereklidir,
  • Lider ve üst yönetimin organizasyonda iş ahlakının tesis edilmesi konusunda kararlı ve inançlı olması gerekir,
  • Organizasyonda üst yönetim tarafından iş ahlakı konusundaki çalışmaları izlemek üzere bir “Ahlak Kurulu” oluşturulmalıdır,
  • Organizasyonda “ahlak kültürü”nün uzun dönemli olarak kurumsallaşması gereklidir,
  • Organizasyonda iş ahlakına yönelik davranış ve eylemler takdir görmeli ve ödüllendirilmeli; buna karşın iş ahlakına uygun olmayan davranışlar kınanmalı, gerekirse cezalandırılmalıdır,
  • Organizasyonda ahlak konusuna önem verildiği açık olarak hissedilmelidir. (Örneğin, organizasyonda iş ahlakına yönelik afiş ve sloganlar asılmalıdır.),
  • İş ahlakı konusunda çalışanlara sürekli eğitim sağlanılmalıdır,
  • İş ahlakına yönelik hukuksal düzenlemeler (örneğin, vergi kaçakçılığı ile mücadele programı, kaçak işçi çalıştırma ile mücadele, haksız rekabet ile mücadele, tüketici koruma, vs.) yapılmalıdır,
  • İş ahlakına yönelik bazı resmi kurumlar (rekabet kurulu, tüketici koruma kurumu, vs.) oluşturulmalıdır.

(*)İ.Ü. İktisat Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü

Popularity: 77%

© 2009 İŞ'TE ÇALIŞANLAR. All rights reserved.
Proudly designed by Theme Junkie.